29 Temmuz 2016 Cuma

29.07.2016

 Atölyede herkes kendine hitap eden bir sonuç ürün oluşturacaktı. Birkaç kişilik gruplara bölündük ve 2 arkadaşımla birlikte Karaköy'ün seslerinin ve görüntülerinin birbirleri ile çakıştığı bir kısa film yapmaya karar verdik. 
Grup O'liman logosu
   İlk adımda çektiğimiz fotoğraf   ve videoların arkasına uyum sağlayacak sesler koyduk ancak bu şekilde  istediğimiz etkiyi yaratmıyordu. Bu yüzden biz de fotoğraf ve videoların arkasına fotoğrafın kontrast sağladığı sesleri koymaya karar verdik. (Karaköydeki lüks bir mekanın görüntüsünün arkasına inşaat sesi koymak gibi.) Bu projemizi atölye sonuna kadar topladığımız 
fotoğraf,video ve sesler ile sonuç ürüne dönüştüreceğiz.

  Aynı zamanda atölyede maket,kolaj ve logo çalışmalarına devam ediyorduk.


28 Temmuz 2016 Perşembe

28.07.2016

   

   Bugün atölye yürütücülerimiz ve arkadaşlarımızla Tophane Parkı'nda buluşup enstelasyon için çalışmaya başladık. Enstelasyon çalışmamız için kullandığımız malzemeler kümes teli, kurumuş yapraklar ve teli birbirine bağlamak için bir bağlama detayı (tel) oldu. 
  


   Kümes telini elimizle bükerek insan formları vermeye çalışırken içine doldurduğumuz yapraklarla da bu formu daha belirgin hale getirdik.
            








   Gün sonunda yaptığımız çalışma Giorgos'un bize anlattığı bütün gerekliliklerine sağlayan bir enstelasyon çalışması oldu.

27 Temmuz 2016 Çarşamba

27.07.2016


   Bugün atölyede Karaköy'ün Tophane tarafındaki mekanlarını gezerek bir çay haritası çıkarttık. Çay fiyatlarının hangi mekanda ne kadar olduğunu, mekandan mekana çay fiyatlarının değişimini analiz ettik ve "çay borsası" paftasını oluşturduk. Karaköy'ün iç mekanlarına doğru çay fiyatları artış gösterirken, sahil kesimlerindeki fiyatlar daha makul ölçüde.
   
  Daha sonra yürütücülerimiz bizlere bir bot kiraladı ve çalıştığımız Karaköy-Kabataş liman hattını sadece kara yoluyla gözüktüğü gibi değil bir de deniz yoluyla inceleme fırsatı bulduk ve bol bol fotoğrafladık. Rehberimiz Mücella Yapıcı önderliğinde liman hattını tekrar keşfettik.Bu bot turu ile İstanbul 'un bozulan silüetinin farkındalığını ilk defa bu kadar fazla yaşabildim diyebiliriz. Bu konuda eskiden şehrin güzelliğini anlatan şu söz belki de en güzel açıklama olabilir :


"İnsanlar eskiden denizden şehirlerini seyrederlerdi. Şimdi şehirden denizleri seyrediyorlar." 
                                                       Turgut Cansever


26 Temmuz 2016 Salı

26.07.2016

   Atölyemizde bugün yürütücülerimizden Giorgos'un sunumu ile başladık. Giorgos M.S.G.S.Ü'de yüksek lisans yapan Yunan asıllı enstelasyon çalışmaları yapan bir yürütücümüzdü. Benim de enstelasyon ile çalışmam bu sunum ile oldu.
   
   "Enstelasyon (Yerleştime) : Geleneksel sanat eserlerinden farklı olarak çevreden bağımsız bir sanat nesnesi içermeyi, belirli bir mekan için yaratılan, mekanın niteliklerini kullanıp irdeleyen ve izleyici katılımının genel bir gereklilik olduğu sanat türü imiş."

   Daha sonra Giorgos enstelasyon ile ilgili bize ipuçları verdi. Giorgos'a göre yapılan çalışma dışarıda sergileneceği için mümkün olan her perspektiften belirli bir kompozisyonu tamamlamalı yani anlamlı olmalı, çalışma koyduğumuz yerden başka bir yere taşınabilmeli yani diğer ortamlara da uyum sağlamalı, kendini dış etkilerden koruyabilmeli ve dengeli olmalı, çalışmayı yaparken çok fazla malzeme ve renk karışımı kullanılmamalı(3 malzeme,2 renk ideal.). Giorgos'un çalışmalarında benim ilgimi çeken en önemli nokta ise şu oldu genelde çalışmalarında yumuşak malzemeyi (sünger vs.) organik formlar oluşturmak için kullanırken sert malzemeyi (tahta vs.) geometrik formlar için kullanması.Bu bilgileri aldıktan sonra çalışma yerlerimizden biri olan Tophane Parkı'nda bir enstelasyon çalışması yapmaya karar verdik.
   Daha sonra Kabataş-Karaköy hattında saha çalışmasına çıktık. Haritalarımızı alıp liman hattını keşfettik. İlgimi çeken graffiti,insan ve mekanların fotoğraflamasını yaptım. Ayrıca Karaköy'ün seslerini( vapur,insan,deniz...) toplamasında bir arkadaşıma yardım ederken Karaköy'ün Perşembe Pazarı tarafı ve Tophane tarafınının farklılığı Karaköy'ün çeşitliliğini gözlerimin önüne serdi. Bir tarafta inşaat,esnaf ve sokak satıcıları sesleri yankılanırken diğer tarafta chill out müziğinin sesleri yükseliyordu.
Balıkçı Emin Usta ve kardeşi
Leo Lunatic Sokağı

25 Temmuz 2016 Pazartesi

25.07.2016

   Atölyemizde bugün saha çalışmasına çıkmadan önce son kez ne yapacağımıza dair programlama yaptık.Karaköy-Kabataş saha çalışması için bir fotoğraf çekme ve seçme , Karaköy ve çevresinden mekanları yansıtan veriler toplama ,Karaköy seslerini kaydetme  ve röportaj gruplarını oluşturduk.Ayrıca "Kent güvenliği nedir? Güvenli kent nasıl olur? Karaköy'ü kim savunabilir? Karaköy'ün rengi ne?" konularını içeren tartışmalar başlattık. Çalışmalarımızda bu sorulara yanıt arayacağız.
   Daha sonra yürütücülerimizden Cansu Yapıcı bizlere bellek mekanları hakkında bir sunum yaptı.Bu sayede Horst Hoeisel ve Andreas Knitz gibi isimlerle tanıştım.Genellikle karşıt anıtlar yapan bu ikilinin ilgimi çeken en ilginç çalışması "Kassel Çeşmesi."
   Kassel Çeşmesi'nde Naziler tarafından yıkılan çeşmenin orijinal kopyasını yapıyorlar. Birebir eskisinin kopyası olan bu anıt çeşme aynılığı yüzünden halkın ilgisini kaybediyor. Bu ikili de herkesi şaşırtıp bu anıt çeşmeyi ters çevirerek toprağa gömüyorlar.Yani çeşme baş aşağı getirilmiş durumda.
Kassel Çeşmesi

Hoheisel ve Knitz'in diğer işleri için tık.

22 Temmuz 2016 Cuma

22.07.2016


   Atölyede Kabataş-Karaköy liman hattını çalışacağımız için günümüzde "Kabataş-Karaköy hattında neler oluyor, bu sahadaki projeler nelerdir?" öğrenmek adına yürütücülerimizden Mücella Yapıcı bizlere Galataport ve Martı Projelerini anlatan bir sunuş yaptı.
   Sunuşu dinledikten sonra bir süre bu projelerin eksileri üzerinde konuştuk.Konuştuklarımız arasında en ilginci de aslında halkın Kabataş-Karaköy hattında Galataport veya Martı projeleri gibi mega projeler gibi bir talebinin olmaması.Bu projeler sonucu para harcayan kesim yukarı taşınacak,orta sınıf halk da karınca insanlar gibi aşağıya taşınacak ve bu insanlar arasında sosyal sınıfsal ayrılıklara neden olacak.Bunların dışında bu projeler Rıhtım Han,Yolcu Salonu,Çinili Han(1. derece kültür varlığı),Antrepo,Paket Postanesi gibi çoğu kültürel yapının kaybolmasına neden olacak.Konuk yürütücülerimizden Cevat Erder'e göre bu projeler Collesium'un yanına gemi ile gitmek gibi.

     "Toplumsal sorumluluk olmadan mimarlık yapılmaz."        
                                                                                MÜCELLA YAPICI


21 Temmuz 2016 Perşembe

21.07.2016

   Ülkemizde meydana gelen olaylardan dolayı atölyemize bir süre ara verdik.Mini tatilimizden sonraki atölyedeki ilk buluşmamızda her grup kendilerine verilen Karaköy-Kabataş liman hattı tarihçeleri ile ilgili sunum yaptı.
Grup arkadaşlarımızla hazırladığımız pafta
   Bizans öncesi ve Bizans dönemi,1453-1830 dönemi,1830-1900 dönemi,1900-1950 dönemi,1950-2016 dönemi ve kültürel mekanlardan oluşan sunumlarımız İstanbul'un tabiri caizse neolitik dönemden beri süregelen tarihini gözlerimiz önüne serdi.Bu tarih yuvası kentimiz için tarihi yıkım değil,tarihi ve tarihselliği koruma gerekliliğinin bir an önce farkına varılmasını ümit ediyorum.
   Bu tarihsel paylaşımlardan sonra gününüze dönerek rekonstrüksiyon konusu üzerinde durduk ve vardığımız noktada mimari ve toplusal olarak 1. derece eser sayılan, eser ile ilgili yeniden yapabilecek belge ve bilgi arşivine sahip ve bulunduğu mekanın boş olması gerekliliklerinden hepsini sağladığı takdirde rekonstrüksiyonun daha doğru yapılacağının kanısına vardık.

"rekonstrüksiyon:Canlandırıma göre bir anıtın yeniden kurulması ya da maketinin yapılması."

15 Temmuz 2016 Cuma

15.07.2016

   Atölyemizde ilk haftamızın son gününde karşılaşmanın bize çağırıştırdıkları ile ilgili beyin fırtınası ile devam ettik ve bunlarla ilgili çalışmalar hazırlayıp kritikledik.

   Kimilerimiz için karşılaşma futbol sahasını,kimimiz için ritmi tarif ederken ben çalışmamda scrabble oyunu tadında karşılaştırmanın benim için ifade ettiği anlamları birbirlerine bağlayarak hazırladım.


   

14 Temmuz 2016 Perşembe

14.07.2016

Araştırmalarımızdan kesitler
 Atölyemizin dördüncü gününde günümüz grup arkadaşlarımızla birlikte 1900-1950 Karaköy-Kabataş Liman hattı tarihçesini araştırarak geçti. Wiener, Wolgang Müller
önüştürmeye,modernleştirmeye yönelik planlama stratejisi olan Prost'un ellerinde Beyoğlu ve Tophane yeniden şekillenmiş diyebiliriz.Oysaki tarihi ve doğal çevreyi koruyan bir tutum izlemek daha doğru bir tutum olabilirdi.
   Öğleden sonra Ersen Gürsel ve Haydar Karabey'in sunumlarına katıldım. Kendilerine has tutumları ile Bodrum'da modern binalar yapan bu iki mimardan Ersen Gürsel'in kendini tekrar etmeme kaygısı ile Bodrum'da iş yapmayı bırakması ve günümüzdeki Toki yapılarının aynılığı her mimar adayının üzerinde düşünmesi gereken bir konu bence. 

13 Temmuz 2016 Çarşamba

13.07.2016

   Bugün atölyemizde “Karşılaşmalar” teması üzerinde daha derin durup kendimize belki de son defa bu yoğun karşılaşmaların yaşandığı Martı ve GalataPort projelerinin gerçekleşeceği Kabataş-Karaköy liman hattını inceleme alanı olarak seçtik. Liman hatları bir bölgede karşılaşmaların yaşandığı en önemli noktalardan birisidir bence çünkü denizin kara ile bağlandığı bu noktalar çeşitliliğin birbiri ile ilk defa temas ettiği mekanlardır.( Bknz: Beatles grubu tüm ülkelerde yayılmadan önce Liverpool daha sonra Hamburg en son olarak da New York liman hattında konserler vererek müzik sektörüne giriş yapmışlardır.)
   Beşiktaş-Karaköy liman hattı tarihçesini incelemek adına 3'erli gruplara ayrıldık ve diğer iki arkadaşımla birlikte çektiğimiz kurada 1900-1950 yıllarını araştırıp sunumumuzu yapacağız.
   Atölyenin ilerleyen saatlerinde yürütücümüz Mücella Yapıcı ve Penguen dergisinin genç çizerlerinden Cem Dinlenmiş'in talk show tadında geçen eğlenceli sunuşuna katıldık. Mücella hoca olaylardan mimar ve mimar adayları gibi daha ciddi bir şekilde bahsederken, Cem Dinlenmiş'in kentsel dönüşüm ve kültürel mirası ele alırken, güncel konular üzerinden kentsel kavramları tartışması mimarlığın farkındalık yaratırken birçok malzemesi olduğu farkındalığını yaşamama imkan verdi.
Cem Dinlenmiş'in Emek Sineması için çizdiği bir karikatür

12 Temmuz 2016 Salı

12.07.2016

   Atölyenin ikinci gününde "karşılaşmalar"ın bize ne ifade ettiği konusundaki tartışmalarımızı sürdürdük. Aslında tarihe baktığımızda yıkımlar,darbeler,devrimler... yani tarihin dönüm noktalarını oluşturan olaylarla mekanlarda karşılaşılıyor tıpkı Yeşilçam filmlerinde köyden kente göçen insanların İstanbul'da deniz ile karşılaştığı ilk yerin Haydarpaşa Garı olması gibi. 
   Bence karşılaşmayı sadece mekanla sınırlandırmak da yetmez. Karşılaşmalar yaşadığımız kent ile teması arttırır. İnsanın hiç bilmediği bir insanla veya duygu ile karşılaşması, mevcut+yeni veya yeni+yeni karşılaşması gibi.

"KARŞILAŞMA ÖTEKİDİR, ÖTEKİ VARSA BEN DE VARIM DEMEKTİR."(İnam,2001)

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Kent Düşleri Atölyesi XI - Karşılaşmalar

  Kent Düşleri Atölyesi mimarlık öğrencilerinin kent bağlamı üzerinde düşünmelerini sağlamak ve üniversite öğrencileri ile meslek odaları arasındaki bağlantı kopukluğunu azaltmak adına 2005'ten bu yana devam ediyor.11.si bu yıl düzenlenen atölyenin bu yıl ki teması "KARŞILAŞMALAR"
   İlk günümüz yürütücülerimiz;Mücella Yapıcı, Hande Akarca, Cansu Yapıcı ve atölye arkadaşlarımız ile tanışarak geçti.