Apollon ile Girit Kralı Minos’un kızı Akakallis’in üç çocuğundan biri olan Miletos’u Minos’un kötülük yapmaması için dağa bırakır Akakallis. Çocuğa kurtlar bakar. Daha sonra çobanların büyüttüğü Miletos, Anadolu’ya gelerek Menderes nehrinin kızı Kyane ile evlenerek ‘Miletos’ şehrini kurar der mitoloji.
Milet’i gezmeye başladığımda büyük bir tiyatro karşıladı beni tıpkı diğer antik kentlerde olduğu gibi. Büyük Asya’nın en büyük tiyatrolarından biri olan bu tiyatroda imparatorun karısı için yaptırdığı locanın sütunlarının kalıntıları tiyatronun zamanındaki önemini kavramamı sağladı.Gezdiğim diğer antik kentlerde loca için ayrılmış bir alana rastlamamıştım.Seyirci için tünelleri, oyuncular için sahne girişi,limandan gelen bir yol ile tiyatroya ulaşma imkanı sağlanmasından anladığım kadarıyla filazofların şehri olarak anılan Milet’te tiyatro büyük önem taşıyordu.
Ayrıca bu tiyatroda oturma sırasında da bir sınıflandırma yapılırmış.En arkada kadınlar,orta sıralarda halkın erkekleri en ön sıralarda ise itibarlı kişiler otururlarmış.
Tiyatrodan çıktıktan sonra kahraman Heron’un mezarı ile karşılaştım.Yuvarlak mezar yapısında ve yığma tümülüs olarak yapıldığı tahmin edilen bu mezar harç kullanılmadan yığılmış mermer taşlar ile oluşturulmuş.
Liman kapısı ve kutsal yol olarak adlandırılan kısma geldiğimde ise Miletos’un sonunu getiren yere de gelmiş oldum.Milet’e zenginlik getiren Menderes Nehri alüvyonlarının kente dolmasıyla şehir gücünü kaybetmiş ve harap olmuş.
Şehirde ilgimi en çok çeken yapılardan biri de Priene Athena tapınağı idi.Tiyatrodan sonra tüm görkemiyle karşıma dikilen normalde 6, korunabilmiş 4 sütunu ve işlemeleri ile tapınak Miletoslular’ın ince işçiliğinin bir göstergesiydi.
Kentin en önemli limanı olduğu düşünülen Aslanlı Liman’a adını veren iki aslan heykeli Fransa Lauvre Müzesi’nde sergilense de liman ortasındaki yuvarlak yapı ve limanı çevreleyen surlar Miletlilerin ticarete önem verdiği gibi ticareti oluşturduğu alanın mimarisini de önemsediğini hissettirdi bana.
Milet ile ilgili son söylemek istediklerim ise Milet belki de hepimizin bir kere de olsa adını duyduğu, unutulmaktan diğerlerine göre bir adım uzak olan bir antik kent. Bunun sonucuna da Kaunos’u gezerken hiçkimse ile karşılaşmazken Milet’te birkaç kişi ile karşılaşmamla varsayıyorum.
Milet’i gezerken zaman zaman yerlere atılmış çöp şişeleri,antik kentin taşlarının üzerine isimlerini ölümsüzleştirmek isteyen insanların isimleri ile karşılaştım.Çöplerimizi çöp kovalarına, anı ölümsüzleştirmelerimizi fotoğraflarımız ile yaparsak belki de bu kent daha sonraki kuşaklarca da ziyaret edilebilir durumda olur.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder