28 Ekim 2016 Cuma

Kaunos Antik Kenti

  


Kaunos Antik Kentine giriş yapmadan önce Kaunosluluların kralları için yaptıkları kaya mezarları karşıladı beni.


“Eski inanışa göre insanın mezarı ne kadar yüksekte olursa o kadar tanrıya yakın olurmuş ve o yüzden kayalara kazınırmış kralların ve önemli insanların mezarları…”


     
  Özellikle ilgi çeken altılı grup kaya mezarları, insan boyunun çok yukarısında kalıp dağın içine oyularak ve bu oyulan kısmın tamamen dağdan bağımsız hale getirilmesiyle oluşturulmuş.Bu sayede burada yaşayan halkın zamanında oyma geleneğinde ileri olduğunu söyleyebiliriz.Ayrıca oyuk mezarlar,nişler ve lahitler,anıt mezarlar ve sandık mezarlar buradaki mezar tipi zenginliğini de göstermekte. Ama hala binlerce yıl önce yapılan kaya mezarlarının hangi teknikle yapıldığı anlaşılamamaktadır.

Kaunos Antik Kenti ile gözlemlerimi paylaşmadan önce Kaunos’un kuruluşunun mitolojik hikayesini paylaşmak istiyorum:
  Anadolu’da Milet şehrini kuran Miletos’un ikiz çocukları olur.Kız olana Byblis erkek olana ise Kaunos adını verir.Birlikte büyüyen ikizler birbirlerine aşık olur ve bir çocukları olunca olunca kral duruma karşı çıkıp Kaunos’u ülkeden kovar.Kaunos bunun üzerine bugünkü Likya sınırında,Dalyan ‘ın karşısında kendi adını taşıyan kenti kurar.Bir diğer hikaye ise Kaunos Byblis’in aşkına şiddetle karşı çıkmış ve etik bulmadığı için ülkeyi terkedip Kaunos’u kurmuştur.

  Kaunos Antik Kenti’ne girdiğimde dikkatimi ilk bakışta çeken yapı Kubbeli Kilise oldu. Araştırmalarımdan bu kilisenin Anadoluda bulunmuş ilk kubbeli kilise olduğunu ve başka örneği olmadığını öğrendim.

  Kaunos Antik Kentinin dikkat çekici bir yanı da kentte yuvarlak yapıların hakim olması.Kentteki yuvarlak yapılar geometrik ağ ile oldukça uyumlu.Kaunoslular bu tarz yapılar yaptıklarına göre geometriye oldukça hakim olmalılar.

  

  
   Her antik kentte göreceğim gibi Kaunos Antik Kentinin tiyatrosu da bu kente göre oldukça görkemli ancak gezdiğim diğer antik kentlere göre de bir o kadar küçüktü.Plan olarak helen tiyatrolarının geleneğinden olduğunu öğrendiğim bu tiyatro aynı zamanda iyi bir akustik için 27 derecelik açı ile dairesel olarak konumlanmış.Kim bilir zamanında bu liman kentine gelen tüccarlar ve yerli halkı bu tiyatroda ne oyunlar izlemişlerdir diye düşünmekten kendimi alamadım.


  Kaunos’un belki de en önemli özelliği liman kenti olmasıydı ancak Kaunos’un sonunu da bu getirdi.Limanın alüvyonlar ile dolmaya başlaması ardından ölümcül hastalığa sebep olan sivrisinekler ve kurulduğu engebeli arazideki zaman zaman yer sarsıntıları Kaunos’un sonu oldu.Liman kısmını fotoğraflamak benim için biraz zor oldu çünkü geriye hiçbir şey kalmamıştı.
 


  Ancak Kaunos’ta kazı çalışmaları hala devam etmekte. 







   

  
   Eğer bir gün yolunuz Muğla,Dalyan’a düşerse Kaunos’a uğramayı ihmal etmeyin derim.Çünkü kentin güzelliği ve kısmen korunmuşluğuna rağmen benim Kaunos Antik Kentine ayırdığım günümde kentin tek ziyaretçileri ben ve yıkık dökük liman kısmında oynayan eşeklerdi.Bu antik kente gereken önemin bir an önce verilmesini umut ediyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder